Sinan Yağmur Bücher
Sinan Yağmur ist ein zeitgenössischer Schriftsteller, dessen Werk sich mit tiefgreifenden philosophischen und theologischen Fragen auseinandersetzt. Sein Schreibstil zeichnet sich durch eine tiefe Auseinandersetzung mit islamischem Denken und Philosophie aus und bietet den Lesern eine einzigartige Perspektive auf Glauben und Existenz. Yağmurs Beiträge bereichern die türkische Literatur, indem er komplexe Ideen mit Klarheit und Einsicht erforscht und sie so einem breiten Publikum zugänglich macht.






Askin 7 Hali - Bisnev!
- 336 Seiten
- 12 Lesestunden
Cocukken bircok ask masali okudum. Buyudum, aski yasadim. Simdi ben bir ask masali oldum.” – Hz. MevlanaASKIN 7 HALI: Beserî ask, masalsi ask, Platonik ask, divane ask, dosta ask, Peygamber aski, ilahi ask…Tasavvuf tarihinin en can alici olaylari hakkinda yazdigi romanlarla milyonlara ulasan Sinan Yagmur, ilk defa bugunde gecen bir hikyeyle okurun karsisina cikiyor.Kendisini intihara surukleyen bir ihanetin pencesinde kivranan bir kadin: AylinHayatinda ilk defa vicdan azabi kavramiyla tanisacak bir zevk duskunu: CengizHayatini temellerinden sarsan bir iftiranin kurbani: HaceSinan Yagmur, bu uc kahramanin Konya’da kesisecek hayatlarini askin 7 farkli hali uzerinde katman katman oruyor.Sahabe’den Safvan bin Muattal ile Hz. Ayse, Mevlana ve Sems, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Sirin umitlerini kaybetmis uc karakterin imdatlarina yetisip onlari ask terapisine aliyor.Askin 7 Hali – Bisnev, olgun bir kalemin diliyle, ic huzuru arayanlara ve yarali yureklere derman ve basucu kitabi olacak, yillar boyu unutulmayacak bir roman.
Tebrizli Şems'in dilinden Hallac'ı okumak...Aşk; bir elif miktarı sevilmek için gelen her çileye kimi zaman darağacında kimi vakit kör bıçaklar arasında bir vav gibi hamuş olabilmektir.Hamuş yani susmak. Susmak halvetti Hira'da, susmak En'el Hak'tı Hallac-ı Mansur'da, Hamuş olmaktı yârin alfabesiz halinde Mevlana'ca.Ve susmak visal orucuydu maşukta, iftarını şehadet şerbeti ile açan Şems misali.Suskunuz. Kin ve garazdan uzaktayız. Biraz dargın biraz da boz bulanığız o kadar. Aldatıldık biz de aşk yolunda. Yâre kırıldık ama yolu terk etmedik Şems. Sen yüreği yaralı olana gelirsin. Bize neden gelmiyorsun Şems? Hem vuslat hem hicransın dost yüreklim! Yanımızda bizimleyken yaramızda olmayan... Bizler de Mevlâna misali alıp kalemi elimize "Hamuş" yazsak düşer miydin yollara? Gelir miydin acılarımıza? Dokunur muydun yüreklerimize?Ha: Hallac, Mim: Mevlana, Şin: Şems... Hamuştu onlar. En Sevgiliye sevdalıydılar. Aşkın uzun yol arkadaşları. Tüm kötülükleri güzellikle savuşturanlar, susanlar, iyilik kardeşleri, aşka namzet secde kardeşleri, susayanlar, ölüm sözcüğünü aşkın soluğundan içenler... Aşkın "Hızır"ları...
"Ben babam İbrahim'in duası, Annemin rüyasıyım." -Hz. Muhammed (s.a.v.)- "Allah isterse köle bir kadının onuru için, İbrahim ve İsmail'e Kabe'yi yaptırır." Baba oğul ileride Allah'ın evini yapacakları o seçkin toprağa, Hacer'in mezarını kazmaya başladılar. İsmail ağlaya ağlaya toprağı kazıyordu. İbrahim avuç avuç dua döküyordu çukura... İbrahim'in kederden takati kalmamıştı. Oğlu mezarın kazılmasını tamamladıktan sonra el ele kefeni defnettiler. İsmail kürekle toprak atarken İbrahim yaşlı gözlerle baktı kefenlenmiş Hacer'ine ve usulca söylendi: "Ah oğul! Sen bu mezara benim kalbimi de gömdün..." (Tanıtım Bülteninden)
Aşkın Gözyaşları II. Hz. Mevlana
- 272 Seiten
- 10 Lesestunden
Sems'in o son mektubu sonrasi ne vakittir baygin hilde yattigini bilmeyen Mevlini, yatagin icinde dogrulur.Kurumus bir dal gibi duser yana kollari. Avucundaki mendile bakar, Sems'in kan izleri hili tazedir zumrut yesili mendilin ucunda."Yusuf gibi kuyuya mi attilar seni, gunesi gokten koparip hancerleyenler kim? Bu nasil sir, adim atanin goge yukseliyor feryadi. Bu nasil bir gomlek, kim giyse gozlerine kan iniyor." Kendine gelen Mevlini bir nara "Allah'im, acilarimi ortme!""Bu aski, bu dostlugu bize cok gorduler Sems'im. Ah, neylersin ah! Ey yarali gonlum, gecelere bu dilimi lal et. Silinsin ask kunyesinde ismim, ister cemal yaz, ister celal et. olum bize tez gelir sems'im, ha hancer ile gelsin ha can dediklerimiz cellat olsun."(Tanitim Bulteninden)Sayfa 264Baski 2016 Kapi Yayinlari
Askin Meali, Yusuf ile Züleyha
- 224 Seiten
- 8 Lesestunden
Kuyu. Zindan. Dünya. Ahiret. Kur'an'ın en güzel kıssasında dört kelime, dört kapıyı açıyor: İman, Aşk, Sadakat, Vuslat... Üç gömlek, üç yürek; Yakup, Yusuf ve Züleyha. Aşkının akıyla kuyudan, zindandan ve kadından geçti. Yakup şimdi suskun, mahzun ve hasret. Oğul gurbet, çölde akşam karanlığı iniyor. Yakup'un yüreğine hasret harları düşüyor: "Ey kalbim! Dayanmalıyız Yusuf'suzluğa." Yusuf güzellik, insanlığın edebiyatı. Züleyha'nın kapalı yüreği, bir baba kalbi kadar naçar. Züleyha'nın sevdası, Nil kadar derin. Züleyha'nın hüznü müphem; Yakup'un gözyaşları, Yusuf'a iftar. Ah Züleyha! Anlaşılmazlıkların yükü hep senin üzerindeydi. Seni anan diller, "Altı üstü bir aşk işte" diyerek aşkı küçümsedi. Yusuf'unu görmek için kaç yürek boşaldı, derin sevdalara daldı? Her dalışta binlerce vurgun yedi. Gitme Züleyha! Aşk oluyorsun, dur! Tırnakların mora çalacak, yaraların yanacak, en çok da Yusuf'unu haykıracaksın. Ağla Züleyha! Sen ağladıkça melekler çöllere yağmur duası bırakır. Vuslatın aslı hasretmiş; her hasret bir hicrete bedel. Hicretimle bedelini ödüyorum. Susalım. "Rabbim, göz verdin; gözyaşı da ver ki Yusuf'u bulmadan yitirmiş Züleyha için ağlayalım."
Yedi eskiya, yedi hancer, yedi oluk kan. Askin gunesinden ates yerine kan akmistir bu defa. Akan kanlari ile bir mektup yazmistir Mevlini'sina: "Hamusum!Ey benim yuregimin ici! Ah askin gozyaslarini akitan can dost! Bu mektubumun sana geldi¤inde bilesin ki; Basimi kesip kor kuyuya atsalar. Sah damarimdan oluk oluk kani akitsalar, dokuz yurda tenimi lime lime dagitsalar, yedi cakal surusu vucuduma saldirsalar kirmazdi acilar beni, yorardi belki teni. ozumsun, ozumle ararim Mevlini'm seni. Sems'in kurban olsun sana. Ve yemin ederim ki olumumun gozlerinin onunde olmasini isterdim. Gor ki ask icin olmek ne demekmis."(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Kapi Yayinlari
“Bana, ‘Sen kimsin?’ diye sormayın. Ömrü azıcık kalmış bir ‘hiç’im. Hiçbir şeyim ben. Yürek vermediğiniz, ta içinize erişemez. İnsanlara baktım ki her biri kendine bir sevgili edinmiş. Kimi kadın, kimi erkek... Bazısı nefs, heves, bazısı da mal, şöhret peşinde. Herkes sevgilisini karanlık bir kuytuya bırakıp geri dönüyor. Düşündüm… Kendime öyle bir sevgili bulayım ki, hayatımda ve sonrasında benimle olsun. Ömrüm, özüm ve sözüm üç aşk üzerine örüldü: Allah, Peygamber ve annem. Ve bana kendini üç kelimeyle anlat deseler; yetimlik, yalnızlık ve yolculuk, derim… Babasız kalmanın acısını imanla doldurdum, yalnızlığımda Ona sığındım, yolculuğumu Habibullah’ın aşkına adadım.” Derdim ‘Aşk’a Yolculuk’tur. Sinan Yağmur'un kaleminden Veysel Karani – Aşk’a Yolculuk okuyucunun önüne değerli kapılar açıyor. Herkesin yolu en az bir kez Veysel Karani'ye düşmeli ve onun alçak gönüllü; uzaktan iddasız, içine girildikçe büyüleyen büyük hikâyesinden nasiplenmeli. Aşk olsun, terennümü ile aşk dolu okumalar...
"Ben ne Kral'ım nede Sultan... Ben kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum." "Benimle benden önceki diğer Peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir. Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır, sadece köşelerinin birinde bir tuğla yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): 'Bu eksik tuğla konulmayacak mı?' der. İşte ben bu tuğlayım ve ben Peygamberlerin sonuncusuyum."
"Sems! Ey seyyarelerin en tekinsizi! Carpacak bir beni mi buldun? Iyi ki beni buldun. Hos imedi! Hos imedi! Seni ariyordum Sems! Ama dagila dagila. Seni bekliyordum Sems! Ama savrula savrula…Allah'im beni Sems ile yarala! oyle yarala ki akan gozyaslarim cehennemi sondursun. Aglamaktan kor olup gormesem de cennetini. Sen varsin ya! Sems, Kimya'nin yuzune dogru egilirken, pencereden bir isik huzmesi suzuldu odaya. Oda goz kamastiracak bir sekilde isikla dolmustu. Bir gul kokusu yayildi odanin her yanina. Kimya basini pencereye dogru cevirdi. Hemen ayaklarini dizlerine, dizini ise karnina dogru cekti. Tipki bir bebegin anne karninda durmasi gibi. Kimya yatagin icinde dogrulmaya calisti. Tebessum etti. Dudagindan; "Efendimiz... Efendimiz..." Basi yastigin sag ucuna dustu."Herkes kendi yureginin diline uygun kitaplar okur. Bu kitapta okuyucu, icinin ictenlikle dolu sesini duyacaktir. Her bir bakisi omrunun Sems'ini arayan, her bir adimi ozunun ask kapisini aralayan, Kimya'nin sessiz agitina askin gozyaslari ile katilan, o saf yureklerini okuyacaklar.Sayfa Sayisi: 272Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Karatay Akademi
Sems'in o son mektubu sonrasi ne vakittir baygin hilde yattigini bilmeyen Mevlini, yatagin icinde dogrulur.Kurumus bir dal gibi duser yana kollari. Avucundaki mendile bakar, Sems'in kan izleri hili tazedir zumrut yesili mendilin ucunda."Yusuf gibi kuyuya mi attilar seni, gunesi gokten koparip hancerleyenler kim? Bu nasil sir, adim atanin goge yukseliyor feryadi. Bu nasil bir gomlek, kim giyse gozlerine kan iniyor." Kendine gelen Mevlini bir nara atar: "Allah'im, acilarimi ortme!""Bu aski, bu dostlugu bize cok gorduler Sems'im. Ah, neylersin ah! Ey yarali gonlum, gecelere bu dilimi lal et. Silinsin ask kunyesinde ismim, ister cemal yaz, ister celal et. olum bize tez gelir sems'im, ha hancer ile gelsin ha can dediklerimiz cellat olsun."(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 264Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Kapi Yayinlari



