Accenderemo il sole
- 275 Seiten
- 10 Lesestunden
José Mauro de Vasconcelos war ein Meister darin, komplexe menschliche Emotionen und Lebenserfahrungen einzufangen. Seine Schriften schöpfen aus tiefen persönlichen Erlebnissen und erforschen Themen wie Kindheit, Widerstandsfähigkeit und plötzliche Lebensveränderungen mit tiefem Einfühlungsvermögen. Vasconcelos war bekannt für seinen unkonventionellen Schaffensprozess, bei dem er sich akribisch in die Schauplätze seiner Geschichten vertiefte, um seine Charaktere und deren Welten lebendig darzustellen. Sein literarisches Erbe liegt in seiner rohen Ehrlichkeit und seiner Fähigkeit, auf einer tief menschlichen Ebene bei den Lesern Anklang zu finden.






Şeker Portakalı adlı romanıyla ülkemizde yediden yetmişe herkesin sevgilisi olan Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos'tan bir roman daha. Romanın başkişisi, damarlarında çingene kanı taşıyan yetim Chicao. Brezilya'nın uçsuz bucaksız kıraçlarında büyüyen Chicao, rüzgâr'ı ve deniz'i kardeşi bilir. Ateşli, güzel Joaninha'nın sevgilisi ve o kıyının en güçlü erkeği olur. José Mauro de Vasconcelos, o her zamanki şiirli sokulgan anlatımıyla, özsuyunu doğadan alan, sevgi ve özlem dolu, yaşamın içinden süzülüp gelmiş bir roman daha yaratıyor. Bu romanda rüzgâr canlanır, ışık ve müzik gereçlerinin, dans adımlarının ve yürek çarpıntılarının gürültüsüne dönüşür. Anlattığı toprakları ve o toprakların insanlarını çok iyi tanıyan yazar, onların duygularını, düşüncelerini, o topraklara bağlılıklarını ve o topraklardan kopuşlarını büyük bir ustalıkla yansıtıyor.
Zezé, O Meu Pé de Laranja Lima'nın ana karakteri, artık Natal, RN'de, bir doktor olan vaizinin ailesiyle yaşamaktadır. Artık önceki romandaki gibi dayak yememekte ve kendi ailesiyle yaşamanın getirdiği zorluklarla karşılaşmamaktadır. İyi bir okulda eğitim almakta ve yavaş yavaş entelektüel ve fiziksel olarak ilerlemektedir. Ancak hâlâ üzgün bir çocuktur. "Belki de dünyanın en üzgün çocuklarından biri." Çünkü yaşadığı kayıpların acısı üzerinde ağır bir yük oluşturmaktadır. 1974'te yayımlanan Vamos Aquecer o Sol, Zezé'yi biraz daha yaşlı bir şekilde tasvir eder, aynı zamanda José Mauro'nun biyografik üçlemesini kapatan kitaptır. Son bölümde, yirmi yıldan fazla bir süre sonra, artık yetişkin ve daha deneyimli olan yazar, São Paulo şehrinde dolaşmaktadır. Nostalji ona eşlik etmektedir. Hayal gücüyle diyalog, hayatta kalma taktiği olarak da yanındadır. Ayrıca, José-Mauro-Literário karakterinin artık kayıplarını hatırlamakta bir ceza olarak görmediği de görülmektedir. Nihayet, huzur içinde, kurbağa-cururu, Monsieur Chevalier ve Kardeş Fayole ile vedalaşmaktadır. Aslında, Zezé ile de vedalaşmaktadır. Diğer arkadaşları gibi, O Meu Pé de Laranja Lima ve Vamos Aquecer o Sol'un çocuğu da "Sazlık Vatanı"na doğru yol almaktadır.
"Jose Mauro de Vasconcelos"un bu romanında, olaylar, bir kenar mahallenin köy yolunu andıran bir sokağında geçiyor. Her bölümü, her parçası, türlü renk tonlarıyla dolu bir kitap. Toplumsal yalanlar, bireysel ikiyüzlülükler, duygusal özlemleri altüst eden kişisel hesaplar, acı alaylar, kargaşa içindeki bir toplumun açık belirtileri olan kaprisler birer birer önümüze seriliyor. Kitabın başkahramanları, başkalarına adanmış sade bir yaşam sürmek uğruna, kendi dünyalarını terk eden Antao ile Ananias ve onların çevresinde bu kenar mahallenin sevecen ve inançlı sakinleri. Romanda yer alan kişiler, olaylar, sıcak, yumuşak, şiirli bir dille anlatılıyor. "Çıplak Sokak"ta "Tanrı'nın yüzünü cesaretle arayan" Vasconcelos, okuyucunun bu konuda kendi konumunu seçmesi ve son sözü söylemesi için, yargıları ve tanımlamaları onun yorumuna bırakıyor.
Am 26. Februar 2020 wäre José Mauro de Vasconcelos 100 Jahre alt geworden. Im zweiten Teil seiner romanhaften Biografie erfahren wir, wie sich sein Leben nach der großen Tragödie aus Mein kleiner Orangenbaum gestaltet hat. Ein ergreifender Roman vom Erwachsenwerden, reich an südamerikanischem magischem Realismus und berührenden Momenten.
Yazdıklarımın okuyucularından, karakterlerimin ifade tarzındaki sertlik nedeniyle özür dilerim. Bu dil genellikle sert ve vahşi olup, gerçekliğin bir yansımasıdır. Onu yumuşatmak, süslü sözlerle yumuşatmak, gerçeğe ihanet sayılır. Yazdıklarım benden değil, hayattan kaynaklanmaktadır.
Ünlü Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos'un, kendi yaşam kesitlerinden yola çıkarak yazdığı Şeker Portakalı'nı Türkiye'de yediden yetmişe herkes severek okumuştur. Romanın kahramanı Zézé, çocukların olduğu kadar büyüklerin de yüreklerinde taht kurmayı başarmış sevgi dolu bir çocuktur. Şeker Portakalı'nın ikinci bölümü olan Güneşi Uyandıralım'da Zézé biraz daha büyümüştür. Çocukluğunun biricik dostu şeker portakalı fidanı yoktur artık. Onun yerini yeni bir dost almıştır: Yüreğinde yer eden sevgili bir Kurbağa'dır bu. Dizinin üçüncü kitabı olan Delifişek'te ise Zezé'yi daha da büyümüş bulacaksınız. O artık yeniyetmelikten çıkmış, bir delikanlı olmuştur. Yaşamın katı gerçekleriyle yüz yüzedir; haklarını arayan, özgürlüğünü yaratmaya çalışan bir genç adamdır Zezé.
Die Geschichte eines bedrohten Indio-Stammes im brasilianischen Urwald
Sesé kann es einfach nicht lassen, ständig fallen dem fantasievollen Jungen neue Streiche ein, für die er auch prompt zu Hause bestraft wird. Um seinem arbeitslosen Vater zu helfen, arbeitet er als Schuhputzer. Oder er schwänzt die Schule, um auf der Straße zu singen. Immer erobert er im Sturm die Herzen der Menschen. Und im Garten findet er in einem Orangenbaum seinen besten Freund, dem er sein Herz ausschütten kann. Eines Tages trifft er sogar 'den besten Menschen von der Welt', ein Glück, das nur von kurzer Dauer ist. Ein Buch voller Fantasie und Traurigkeit, und dennoch offen für die Schönheit des Lebens.
Belletristik : Brasilien/Sertão/Zigeuner : kulturelle Identität.